Motor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Motor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2009 Cuma

PPI Razor GTR


Alman tuning şirketi PPI Automotive Top Marques Monaco 2009’da, Audi R8 temelli PPI Razor GTR'ı tanıttı. 580 bg’lik otomobil 2008’de Essen Otomobil Fuarı’nda tanıtılan PPI R8 Razor’ın varyasyonu.

Motor maksimum beygir gücünü 7400 devir/dakikada üretiyor, tork ise 6200 devirde 600 Nm ile en üst düzeye ulaşıyor. PPI Razor GTR’nin ağırlığı 1580 kg, yani PPI R8’den tam 250 kg, Audi R8 V10’dan ise 40 kg daha hafif. Bu modifikasyonlar otomobilin 0’dan 100 km/s’ye 3.7 saniyede çıkmasını ve 332 km/s azami hıza ulaşmasını sağlıyor. Bütün bu değişiklikler yarışlardan, rüzgar tünelindeki çalışmalardan, yol ve pist testlerinden edinilen tecrübe sonucu gerçekleşmiş. Bir numaralı öncelik olarak otomobilin performansından ödün vermeksizin güç-ağırlık oranını arttırma olmuş.



PPI aracın gücünü yere aktaran son unsur olan tekerleklerde MAG9 Karbon Fiber alüminyum jantlar ve Michelin Pilot Sport 2 lastikleri tercih etmiş. Önde 19 inçlik, arkada 20 inçlik jantlar kullanılmış. Jantların içinde diskleri kavrayan büyük turuncu altı pistonlu fren kaliperleri görülebiliyor. Bu otomobil için yeni yaylar da tasarlanmış, hatta PPI bir hidrolik yükseltme sistemi bile takmış. Bu sistem, son derece alçak otomobilin hız tümseklerinden 45 mm yükselerek rahat geçmesini sağlıyor.

Aracın iç kısmı da kalitesini hissettiriyor. PPI aracın iç yüzeylerini turuncu vurgulu Onyx Nubuck deriyle kaplamış İç kısımlarda da hemen hemen her yerde, hatta hafif katlanır spor koltuklarda bile karbon fiber göze çarpıyor.

14 Ağustos 2008 Perşembe

Corvette ZR-1



Corvette ZR-1 beklenenden daha kuvvetli

2007 yılı sonunda, 6.2 litrelik kompresör beslemeli V8 motora sahip ZR-1'in gücü, GM tarafından 620 beygir olarak açıklanmıştı. Ancak SAE sertifikası için yapılan işlemler sırasında araç 638 beygir çıktı.

GM yetkilileri motorun bu kadar verimli olmasını, yeni 4 lob-rotorlu kompresörden kaynaklandığını ifade ediyor. Yetkililer ZR-1'in, 600 beygir sınıfındaki en ekonomik araç olacağını iddia ediyor ve resmi son süratini 328 km/s olarak açıklıyor.

İkinci el araç alırken dikkat etmeniz gerekenler:

1. Lastiklerin durumuna bakın. Dişleri ve yanaklarına bakın, asimetrik bir aşınma, takımlarda bir ayarsızlık olduğunu gösterir.
2. Direksiyon bir taraftan diğerine toplandığına akıcı olmalı. Herhangibir takılma, titreşim ve/veya ses, problemi işaret eder.
3. Vitesler sorunsuz geçmeli, debriyaja tam basılı vites atarken, zorlanma veya ses gelmesi sorun olduğunu gösterir. Çok sert veya çok hafif debriyaj pedalı da, aşınmış parçalardan dolayı olabilir.
4. Motor rölantide sarsıntısız çalışmalı. Devirlenirken rahatça devirlenmeli, titreşim veya takılma olmamalı. Yağ çubuğu ve yağ haznesi kapağını kontrol edin, kahverengi tortu görürseniz, vakit kaybetmeyin, başka bir arabaya bakın.
5. Gaza bastığınızda egzozdan çıkacak mavi dumana bakın. Mavi egzoz gazı çokça çıkıyorsa, motorun iç parçaları aşınmış demektir.
6. Arabanın kaportasını kontrol edin. Pas, çürüme var mı? Aracın altına bakın, değiştirilmesi gereken bir egzoz sistemi belli olur.
7. Çok temiz bir motor bölmesi, sizden bir şey saklamak için yıkanmış olabilir.
8. Kaputu açtığınızda pul pul dökülen bir boya, yapılmış bir kazanın habercisi olabilir.
9. Arabanın içinin durumu ile kilometresi birbirine uyuyor mu, kontrol edin. Düşük kilometrede bir arabanın koltuk kumaşı/derisi ve/veya yayları aşınmış, pedalları erimiş olmamalı. Aracın kilometresi geri çekilmiş olabilir.
10. Kapıları açıp kapayın, sorunsuz açılıp kapanıyor mu? Kapı lastiği yırtılmış, erimiş veya tam oturmuyorsa, aracın aldığı bir darbeden kaynaklanıyor olabilir. Kapı lastiğinde boya olmaması gerekir. Plaka ışıkları arabayla aynı renk parlıyorsa, kötü boyamadan kaynaklanabilir.
11. Arabanın panellerinin hizasına dikkat edin. Bütün boşlukların eşit olması lazım.
12. Test sürüşünde frenler, isteklerinize tepkili olmalı.
13. Elektrik sistemi doğru düzgün çalışıyor mu kontrol edin; camlar, havalandırma, klima, açılır tavan vs..

Otomobillerin Teknolojik Gelişim Kronolojisi

1680 — Çalışabilen ancak kullanışlı olmayan ilk içten yanmalı motor 1680 yılında Hollandalı Christiaan Huygens’in yaptığı barutun yanması ile çalışan pistonlu makine oldu. Kapalı bir silindir içinde patlayan barut kayabilen bir pistona etki ederek piston’un hareket etmesini sağlamaktaydı.
1698 — İngiliz Thomas Savery ilk buharlı makineyi yaptı
1769 — İngiliz James Watt uzun süreli çalışan buharlı makineyı yaptı.

1769 — Kendi kendine hareket hareket eden ilk araç Fardier Fransız mühendis ve topçu yüzbaşı Nicolas Joseph Cugnot (1725-1804) tarafından yapıldı.

1787 — Oliver Evans Amerikada yolcu taşıyan araç yapmıştır.

1801 — İngiltere’de Richard Trevithick buharlı otomobil yaptı.

1824 — İçten yanmalı motorların, özellikle dizel motorlarının temel ilkeleri, genç bir Fransız mühendisi Sadi Carnot tarafından ortaya atıldı

1830 — 15 – 20 km hızla giden buharla çalışan 14 yolcu taşıyabilen yolcu otobüsleri imal edildi.

1860 — İngiliz Parlementosu bütün arabaların iki sürücüsü ve önünde gündüz kırmızı bayrak gece kırmızı fener bulunmasını şart koşan kanun çıkardı. Bu kanun motor gelişim hızını biraz durdurdu. 1896 yılında bu yasa kaldırıldı.

1860 — Hava gazı ile çalışan ticari bakımdan elverişli ilk motor Belçikalı mühendis Jean Joseph Etienne Lenoir ( 1822-1901 ) tarafından yapılmıştır.

1862 — Fransız mühendisi Alphonse Eugene Beau de Rochas (1818-1893) 4 zamanlı çevrimin esaslarını ortaya koydu.

1867 — Alman mühendis Nicholaus August Otto ve Eugen Langen (1833-1895), Rochas’ın bulduğu prensipleri pratiğe çevirerek dört zamanlı çevrime sahip motoru yaptılar.

1876 — Nikolaus August Otto (1832- 1891), ilk dört zamanlı gaz motorunu üretti.

1877 - Otto yaptığı motorun patentini Amerikadan aldı.

1878 — İngiliz mühendisi Dugal Clerk iki zaman esasına göre çalışan ilk motoru yaptı.

1880 — Amerika’da George Brayton benzin yakıtlı motor yaptı.

1885 — Benzinle çalışan içten yanmalı motora sahip ilk otomobil Alman mühendis Carl Friedrich Benz tarafından yapıldı

1889 — Viyanalı Siegfried Marcus (1831-1898) geliştirdiği motorla viyana sokaklarında 12 km hızla gezerken halkın panik yaşamasına sebep olmuş birkaç kaza yapmıştır. 17 suçtan mahkemeye verilen Marcus keşif yapmayı bıraktı.

1890 — Herbert Akroyd Stuart Bir kaza sonucunda kızgın bir yere değen gaz yağının hava ile karışarak yandığını gördü. Bu olaydan etkilenerek yaptığı deneylerle motorunu geliştirdi ve patentini aldı. Motorunda yakıt emilen ve hafifçe sıkıştırılan hava içerisine bir memeden gönderilerek patlayıcı ve yanıcı bir karışım oluşturulmaktaydı. Bu karışımın yanabilmesi için cidarları yüksek derecede ısıtılan ve buharlaştırıcı adı verilen bir ön yanma odası vardır. Ana yanma odasına bir kanalla birleştirilen bu oda ilk hareket için dışarıdan alevle ısıtılmaktadır. Bu motorda havanın ısısının sıkıştırma oranıyla arttığı düşünülmediğinden verim düşük olmuştur.

1890 — Bir Alman mühendis olan Capıtaine, Akroyd’un motoruna benzeyen bir motorun patentini aldı. Bu motorlar yarım dizel (kızgın kafalı) motorların esasını oluşturdu.

1890 — İlk otomobillerin çoğu, dişlileri olmadığı için yokuş çıkamıyor, önce durup sonra geriye doğru inmeye başlıyordu. 1893’da yapılan Benz Victoria marka arabada bir deri kayışı küçük bir kasnağa bindiren bir kol kullanılmıştı. Bu düzenek tekerleklerin daha yavaş dönmesini ve yüksek manivela gücünün arabayı yokuş yukarı tırmandırmasını sağlıyordu. Zincir çekişli Velo tipi araçtada bu şekilde üç ileri bir geri kasnağı vardı. Çekişin kolaylıkla arka tekerleklere iletilmesi için motor her zaman arkaya ya da sürücünün altına konuyordu.

1892-1897— Münih yüksek teknik okulu mühendislerinden Rudolf Diesel dizel motoru yaptı ve geliştirdi.

1893 — Amerikanın ilk başarılı otomobili “duryea” , J.Franck ve Charles Edgar Duryea tarafından yapılmıştır.

1894 — İlk resmi otomobil yarışı düzenlenmiştir

1898 — Fransa Otomobil Kulübü (AFC) Paris'teki Les Tuiliers'in güneşli bahçelerinde ilk otomobil fuarını organize etmiştir.

1902 — İstenildiğinde benzinli istenildiğinde elektrik motoruyla ilerleyebilen ilk aracı 27 yaşındayken Ferdinand Porsche yapmıştır. 1902 yılında “Mixte-Wagen” adını verdiği aracı tanıtmıştır. Viyanalı bir fayton üreticisi olan Ludwig Lohner ile birlikte çalışan Porsche 4 silindirli bir Daimler motoruna aküler, bir jeneratör ve elektrik motorları ekledi. Bu haliyle Mixte benzinli motor stop edildiğinde bile akülerin çalıştırdığı elektrikli motorla ilerlemeye devam edilebiliyordu.

1903 — Fransız Gustave LİEBAU ilk emniyet kemerini tasarladı ve patentini aldı

1904 — Kısa adı FIA olan Uluslararası Otomobil Federasyonu kuruldu

1905 — İsveçli mühendis Alfred Büchi egzoz gazlarından yararlanarak çalışan bir türbin vasıtasıyla dört silindirli bir motora aşırı hava yüklemeyi başardı.

1905 — İlk 4WS ve 4WD sistemi Latil marka traktöre uygulandı.

1905 — İlk tampon takılan araç İngilterenin Kilburn kentindeki Simms Manufacturing Co. tesislerinde üretilen 20 HP gücündeki Simms-Welback marka araçtır. Aynı yıl tamponun patentinin F.R. Simms tarafından alınmasına karşın aslında bu fikir yeni değildi 1897 yılında Moravya’daki İmperial Nesseldorf vagon fabrikasında yapılan çek malı Prasident marka otomobilin önüne tampon konmuş ancak Viyana yakınlarında yapılan denemelerde ilk 10 milden sonra tampon düştüğü için bir daha takılmamıştır
1908 — ABD'li Henry Ford T modeli adındaki ilk seri üretim otomobili yaptı. İlk üretim bandı fikrinin de babası olan Ford 1913 de günde 1000 araba üretebiliyordu
1918 — İngiltere’de “ Royal aırcraft establıshment “ fabrikaları mekanik püskürtmeli dizel yakıt sistemini geliştirdi. Böylece yüksek devirli dizel motorları oluşturularak hafif taşıtlarda kullanılmasına zemin hazırlandı.
1919 — Avrupanın ilk seri üretim otomobili Type A Citroen tarafından piyasaya verildi. Citroen aynı yıl dünyada ilk organize satış sonrası hizmetleri yapılandırdı.
1920 — Voisin firması hidrolik olarak çalışan ABS'nin atası üzerine çalışmalar yaptı." Frenlemenin tekerlekleri kitlemesini önleyici donanımı " tanımıylada Almanyada 671925 nosuyla ilk patentini aldı
1924 — Citroen dünyanın ilk çelik karasörlü otomobili B10’üretti
1924 — MAN'ın ürettiği bir kamyon direk enjeksiyonlu dizel bir motoru kullanan ilk vasıta oluyordu
1934 — Citroen seri olarak önden çekişli araç üretmeye başladı
1938 — Citroen Hidropnömatik süspansiyon sistemini icat etti
1938 — İsviçreli kamyon üreticisi Saurer ilk turbo motorlu kamyonu üretti
1938 — Klima'yı standart olarak kullanıma sunan ilk marka Studebaker Commander'dir
1938 — GM tasarımcısı Harley Earl ilk elektrikli cam sistemini Buick y'ye monte etti.
1954 – Döner Pistonlu Motor (Rotary-Wankel motoru) Felix Wankel tarafından geliştirildi
1957 — İlk hız sabitleyicisi (cruis control) Imperial marka araçta kullanıldı.
1958 — İsveç'teki Volvo Fabrikasında mühendis olan Nils Bohlin Üç noktalı emniyet kemeri olarak bilinen sistemin patentini aldı.
1962 — İlk seri üretim turbo motorlu otomobil Chevrolet Corvair Monza tanıtıldı. Daha sonra bu modeli Oldsmobile F85 Jetfire takip etti
1963 - Wankel motoru ilk kez NSU Spider marka araçta kullanıldı
1967 — İngiliz otomobil firması Jensen İlk ABS'yi otomobillerine uyguladı
1973 — Avrupa'da seri olarak turbo motorla üretilen ilk otomobil BMW 2002 oldu.
1978 — Modern ilk ABS sistemi BMW 7 serisi ve Mercedes S serisinde uygulandı
1984 — Turbo üreticisi Garrett intercooler adını verdiği bir turbo soğutucusu geliştirdi. Bu sayede türbine giren hava soğutularak turbonun performansı artırıldı
Japonya'nın başkenti Tokyo'da gerçekleşen bir trafik kazası
1986 — Çift turbo takılan ilk araç Porsche 959 oldu
1987 — Bosch ilk üretici olarak ABS sisteminin daha gelişmişi olan ASR sistemini piyasaya sürmüştür
1993 — Fiat Croma TdiD değişken geometrili turboyla donatılan ilk otomobil oldu. Sistem düşük motor devirlerinde turbonun verimini önemli oranda artırıyordu.
1995 — Bosch 1995 yılında ESP sistemini aktif sürüş emniyetini sağlamak üzere üretime almıştır. Özellikle virajlarda ve ani yol değişikliklerinde ESP sistemi, yıldırım hızı ile motor, şanzıman ve frene müdahale ederek aracın savrulmasını önler.
2004 — Çift turbo takılan ilk seri üretim dizel motorlu otomobil BMW 535d oldu
2005 — Mercedes üç turbolu v6 dizel motorla donatılmış konsepti Vision SLK 320 Cdi’yi Cenevre otomobil fuarında tanıttı.

DUMP VALVE

Dump Valve, turbo beslemeli otomobillerde turbo basıncını sürekli yüksek tutarak gaz tepkisini arttırmak için üretilmiş bir parçadır.

Turbo beslemeli otomobillerde ayak gazdan çekildiğinde turbo hala dönmeye devam etmektedir, fakat turbonun bastığı havanın gideceği bir yer olmadığı için oluşan yüksek basınç turbo pervanesine büyük bir kuvvet uygulayarak pervaneyi aniden yavaşlatır. Gaza tekrar bastığınızda turbo basıncının tepe noktasına gelebilmesi için pervaneyi tekrar hızlandırmak gereklidir ve bu esnada istenilen turbo basıncı elde edilemediği için büyük bir performans kaybı yaşanır.Dump valve işte bu performans kaybını önlemek için vardır.



Dump Valve’in faydaları?

* Turbo pervanesi üzerindeki olumsuz geri basıncı önleyerek turbonun ömrünü uzatır.

* Turbo pervanesinin hızının yavaşlamasını engelleyerek turbo basıncını sürekli yüksek tutar. Yüksek turbo basıncı yüksek güç anlamına gelir.
* Gazdan çekme ve gaza basma arasındaki eski ısınmış havayı dışarı verip yeni, soğuk havayı içeri aldığı için artı güç sağlar.

Volvo XC90 D5







İki şeyin aynı anda olamadığı durumlar vardır. Nasıl, bir şey, aynı anda hem soğuk hem de sıcak olamazsa, bir vasıta da, aynı anda hem mükemmel arazi kabiliyetine, hem de yarış pistlerinde limitleri zorlayacak özelliklere sahip olamaz. Piyasada bulunan SUV’ları da, soğuk sıcak örneğinde olduğu gibi, en “arazici” ve en “asfaltçı” şeklinde iki kutubun ortasına koyarsak, daha önce incelediğimiz X5 “asfaltçı”, Pajero “arazici”, XC90 ise, iki ekstrem kutbun ortasında yer alan araç oluyor.

Aracın kapısını açar açmaz sizi Volvo’lara özel, hoş bir deri kokusu karşılıyor. Yüksek sürüş poziyonu olan XC90’a bindiğinizde, koltukları için, biraz şımarıkça, “dünyanın en rahat koltukları” diyebilirsiniz. Diğer Volvo modellerinden de bildiğimiz bu koltuklar, profesyönel ellerde, yolcu ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanıyor. Vücuda iyi destek sağlaması için ergonomi uzmanlarınca hazırlanan koltuklar, alerjisi ya da astımı olanlar düşünülerek, Oeko-Tek 100 Standardı’na uygun imal edilmiş. Temas alerjisine karşı aracın içindeki bütün metal bölümler de test edilmiş. Aracın 5 kişilik oturma düzeni, bagajdaki ilave koltuklar sayesinde 7’ye çıkabiliyor. Ön ve arka koltukların diz, baş ve omuz mesafeleri son derece cömert.

İsveçli otomobil firmasının, 2003 yılında satışa sunduğu XC90’ın, “güncellenmiş” 2007 modeli, 3 motor seçeneği ile satılıyor. Seçenekleri 8 ve 6 silindirli benzinli ve 5 silindirli dizel oluşturuyor. Test aracımızda 2.4 litrelik 5 silindirli dizel motor bulunuyor; 185 beygir gücündeki motor 2000-2750 devir arasında 400Nm tork üretiyor. Direk enjeksiyonlu, değişken türbin geometrili turbo dizel motor üstten çift egzantrikli ve 20 supaplı. Çevre düşünülerek tasarlanmış motorda bulunan ve bakım gerektirmeyen parçacık filtresi, egzoz gazındaki is ve parçacıkları azaltıyor, böylece hem doğaya karşı daha nazik olunuyor, hem de aracın arka tarafı tutuşmuş gibi siyah dumanlar çıkararak “karizma”yı bozmasının da önüne geçilmiş oluyor.

Dizel motorların sesinden hoşlanmayanlar, aracın içinde çok mutlu olacaklar. Çünkü gaza bastığınızda kabine gelen motor sesi, özel otomobillere has bir karaktere sahip. Ancak aracın dışarı verdiği ses tamamen farklı.

XC90, firmanın yüksek güvenlik standartlarından payını almış. Size, aracın hava yastıklarının sayısından, usataca hesaplanmış deformasyon bölgelerinden, ya da stabilite sistemlerinden bahsetmeyeceğim. Lüks araçlarda yeni yeni görmeye başladığımız, kör nokta uyarı sistemini Volvo XC90’da da mevcut. Sistemin görevi, sağ ve sol aynanın atında bulunan bir cihaz ile, şoförü, aynanın kör bölgesinde kalmış olan, başka araçlara karşı uyarmak. Ancak sistem biraz daha tedbirli çalışıyor ve siz aracı gördüğünüz halde, araç sizden bir metre arkanızda olsa da uyarıyor, bu da kabul edilir birşey. Ancak konu İstanbul trafiği olduğunda iş biraz değişiyor ve alışmak gerekiyor. Çünkü gerçekten kör noktanızda biri mi var, yoksa hemen arkanızda sizi tehlikeli şekilde yakından takip eden aracı mı haber veriyor, siz bunu anlamaya çalışırken, şerit değiştirmeden önce, yanınızı bir süre kontrol etmek isiyorsunuz. Tabi bu sırada bir süre sinyal vermiş olmanız, diğer sürücüleri “uyandırıyor” ve “aman önüme geçmesin” refleksine neden oluyor. Tabi bir düğmeye basıp sistemi kapatmak ve yazılmamış kurallara göre sürmek size kalmış...

Güvenliğe bir diğer katkı da, aktif bi-xenon hareketli döner farlardan geliyor. Sistem ile, farlar direksiyonun açısına göre, her yöne 15 derece dönebiliyor. Böylece, gece seyahatlerinde, aracın geçeceği yol çok daha önceden aydınlanmış oluyor. Araçlarda yeni görüğümüz bu teknoloji çok da yeni değil aslında. 1930 model Cadillac’larda tamponda 3üncü bir lamba bulunuyor ve direksiyona mekanik olarak bağlı çalışıyordu. Hikayesi 1988 yılında çekilen bir filme konu olan, Amerikan otomobili Tucker’da da yine üçüncü bir far bu görevi üstlenmişti. 1967 yılında üretilen Citroen DS’de işleri biraz daha ileri gitmiş, üçüncü fara gerek kalmamıştı ve farlar sadece direksiyondan değil amortisörlerden gelene verileri de değerlendiriyor, duruma göre sağa sola dönüyor, alçalıp yükselebiliyordu.

Eğlence sistemine gelince... Sistem muhteşem! Müziği yüksek sesle dinlemeyi sevenleri çok mutlu edecek 12 adet Dynaudio hoperlör, bağımsız çarpraz filtre ile, 5x130W gücündeki amfiye bağlı. Sistemin sesini ne kadar açarsanız açın, bir bozulma olmuyor. Dolby ve ProLogic2 dijital ses işlemcisine sahip sistemde, MP3 ve WMA uyumlu CD çalar bulunuyor. “Aux” girişinden iPod gibi harici bir müzikçalar da bağlayabiliyorsunuz.

XC90, hem SUV’ların hemde büyük sedanların temel özelliklerini taşıyan, gerçek bir aile aracı. Çocuklu aileleri mutlu edecek özelliklerinden bir tanesi, arka kapı kilitlerindeki, çocuk kilidi mekanizmasının, ön koltuktakiler tarafından, bir düğmeye basılarak devreye sokulabilmesi. Bir diğer özellik ise, sadece ön camın değil, yan camların da lamine olması. Bu ekstra güvenlik unsuru sayesinde, lamine yan camları kırıp aracın içinden birşey almak, çok zaman alan bir iş haline dönüşüyor. Diğer yandan konfora da faydası oluyor ve ses izolasyonuna katkıda bulunuyor.

Aracın otomatik şanzımanı 6 vitesli. XC90’da arazi vitesi bulunmuyor. Kış modu bulunan şanzıman, kaygan zeminlerde kontrollü kalkış yapmayı sağlıyor. İsterseniz, 3 viteste de kaldırabiliyor ve torku daha da düşürebiliyorsunuz. Gaza sonuna kadar bastığınızda, kısa vites oranlı şanzıman ve yüksek tork aracı ok gibi fırlatıyor. 70 km/s hıza kadar 2.vites bitiyor ve 100 km/s hıza ulaşması 3.vitesin sonlarına doğru gerçekleşiyor. Vitesler hızlı ve yumuşak geçiyor. İstenildiğinde manuel moda alıp, motor devri kırmızı bölgeye girene kadar bütün devir bandını kullanmanız da mümkün. Ama en iyi hızlanma siz vites atma işini araca bıraktığınızda gerçekleşiyor.

Süspansiyon konforu genel olarak iyi olan XC90’ın sürüşü sedan otomobillerden çok arazi taşıtlarına yakın. Virajlarda “asfaltçı”lar kadar iddialı olmasa da, rahatsızlık verecek bir durumu yaşatmıyor.

4.8 metre uzunluğa sahip XC90’ın dönüş turu yaklaşık 12 metre. Firmanın verdiği bakıp masraf çizelgesine göre, araç, 50,000 km kullanıldığında yaklaşık 2000 YTL bakım masrafı çıkıyor. Kabaca 10,000 km’de bir 400 YTL bakım masrafı gerekiyor.

İçinde ve dışında, özgün çizgileri olan XC90, ne Alman, ne Japon ne de İngiliz arazi taşıtlarına benziyor. Kendine has bir karakteri olan XC90, güvenlik, konfor ve ekonomiyi bir arada sunan başarılı bir SUV.

İnceleme : Can Şaher(Ntvmsnbc Otomobil )

Teknik Özellikler

Motor Hacmi ve silindir: 2401 cm^3 sıralı 5

Sıkıştırma Oranı: 17..03

Beygir gücü/devir (ps) 185 / 4000

Tork / devir (nm) 400 / 2000

Çekiş 4x4

Şanzıman 6 otomatik

Ağırlık (kg) 2058

Uzunluk/Genişlik/Yükseklik (mm) 4807/1898/1743

Dingil Mesafesi (mm) 2857

depo Lt 68

Son Hız Km/h 195

0-100 Km/h Hızlanma (sn) 10..9

Jant-Lastik 235/65 R17

Yakıt Tüketimi (Ş.içi) 11.5 (Lt/100km)

Fiyat (test tarihinde) 90664 Euro

20 Temmuz 2008 Pazar

Mercedes-Benz SL65 Black Series


SL’in ciddi şekilde evrim geçirmiş, DTM yarışlarından fırlamış gibi duran SL65 Black Series modeli, SLR’ın üretimden kalkmasından sonra oluşan boşluğu dolduruyor.

SL65 Black Series standart bir SL65’den 250 kilogram daha hafif ve 58 beygir daha güçlü. V12 formasyonunda 6 litrelik motor, 5400 devirde 670 beygir, 2200-4200 devir aralığında elektronik olarak sınırlanmış 1000 Nm tork üretiyor. “Bir adam, bir motor” felsefesi ile tamamen el yapımı olan özel motorların her biri üretilen mühendis tarafından imzalanıyor. Motor elektronik sınırlama kaldırıldığında 1200 Nm tork üretebiliyor.

Gücünü yere arka tekerleklerinden aktaran aracın 5 vitesli otomatik şanzımanında, tork konvertörü, spor modunda kilitleniyor, böylece sürüş aynı düz vitesli bir şanzımandaki gibi olabiliyor.

Standart SL65’e göre Black Series’in ön iz genişliği 97 mm, arka iz genişliği 85 mm daha fazla. Direksiyon %8 daha direkt olacak şekilde ayarlanmış ve arka diferansiyel %40 oranında kilitlenebiliyor.

SL65 Black Series’de önde 265/35 R19 arkada 325/30 R20 ebadında tekerlekler kullanılmış. Durma görevini ise önde 6 pistonlu kaliperler ile 390 mm çapında diskler arkada ise 4 pistonlu kaliperler ile 360 mm çapında diskler yapıyor.

Aracın maksimum hızı 320 km/s ile sınırlandırılmış. SL65 Black Series’in 0-100 km/s hızlanması 3.9, 0-200 km/s hızlanması 11 saniye. Ancak firma 0-300 hatta 0-320 km/s hızlanmasını açıklasa daha etkili olurdu...

Hyundai'den LPG'li Hybrid


Hyundai, dünyada ilk kez geliştirilen yeni bir teknolojiye otomobilini, 2009 yılında satışa sunmaya hazırlanıyor. Hyundai’nin hazırladığı Elantra LPI HEV hibrid araçta, hem LPG ile çalışan motor hem de elektrikli motor kullanılarak, yakıt tüketimi ve zararlı gazların salınımı düşürülüyor.
İlk etapta Kore’de satışa sunulacak olan Elantra LPI HEV (Hybrid Electric Vehicle – Hibrid Elektrikli Araç), dünyanın ilk LPG ile çalışan ve Lityum Polimer bataryalar kullanan hibrid otomobili olma özelliğini taşıyor. Araçta Likit Petrol Enjeksiyonlu (LPI) 1.6 litre hacimli Gamma serisi motor ile birlikte 15 kW gücünde elektrikli motor ve sürekli değişken şanzıman (CVT) bulunuyor.

Yeni Nesil Şanzıman Teknolojileri


Şanzıman üreticisi ZF, start-stop sistemini otomatik şanzımanla kullanabilen HIS sistemini tanıttı.

Start-stop sistemi yakıt tüketimini düşürmeye yardımcı oluyor. Sistem, sürücünün herhangi bir müdahalesi olmadan duran otomobilin motorunu otomatik olarak stop ediyor. Sürücü harekete geçmek istediğinde ise aynı sistem, motoru tekrar çalıştırıyor. BMW, ürün gamındaki birçok modelde bu teknolojiyi kullanarak yakıt tüketimini düşürme ve emisyon azaltma gibi kavramlarda öne çıkıyor. Ancak bu noktada bir kısıtlama söz konusu, çünkü BMW start-stop sistemini sadece 4 silindirli motor ve manuel şanzımana sahip araçlarda bu teknolojiyi müşterilerine sunabiliyor. Müşterinin otomatik şanzıman tercih etmesiyle ise BMW adeta çaresiz kalıyor, çünkü start-stop sistemi otomatik şanzımanla birlikte kullanılamıyor.

Bunun sebebi ise çok basit. Motor stop edildiğinde otomatik şanzımanda bulunan yağ pompası devre dışı kalıyor. Dolayısıyla şanzımanda basınç olmuyor. Böylece şanzıman içinde bulunan debriyaj, kavrama veya fren gibi fonksiyonlar yerine getirilemiyor. Motordan tekerleklere güç aktarımı olmadığından harekete geçilemiyor.

Gerçi motor çalışır çalışmaz şanzıman içerisinde yağ pompası da hemen yağ pompalamaya başlıyor. Ancak marş motoru sistemi 350 ms gibi bir sürede aktif hale getiriyor. Şanzıman içerisindeki yağ basıncının sistemin çalışması için gerekli olan basınç seviyesine ulaşması içinse bu sürenin iki katına gerek duyuluyor. Bunu ise hiçbir müşteri anlamak veya kabul etmek istemiyor. Gerekli olan 6 barlık basıncın oluşabilmesi için önce şanzımana ait bütün hareketli parçaların belli bir yağ hacmine ulaşması gerekiyor. Ancak bu durum da çözümsüz değil.

Çözümlerden biri yağ pompasını motordan ayırıp bağımsız bir elektromotor kullanmak olabilir. Ancak bu durumda ses izolasyonuna ciddi bir yatırım yapmak gerekiyor. Sonuç olarak motor stop edildiğinde yağ pompasının çalışma sesini bastıracak herhangi başka bir ses olmayacak. Üstelik bu elektromotor aküye yüklenecek.

Tedarikçiler ve şanzıman üreticisi ZF kafa kafaya verip bu durumu çözmenin bir yolunu buldular. Yeni 8 vitesli otomatik şanzıman 8HP'de şanzımanın ihtiyaç duyduğu yağ basıncını çok daha hızlı oluşturan bir sistem geliştirildi. Böylece motorun harekete geçme süresiyle şanzımanın harekete geçme süresi de eşitlenmiş oldu.

Start-stop sistemine sahip modellerde hidrolik basınç depolayıcı HIS, şanzımanın yağ dolaşımına bağlanıyor. Silindir şeklindeki parça hidrolik merkezinin arkasında yatay olarak konumlandığından çok fazla alana ihtiyaç duymuyor ve teknik açıdan yer kaplamıyor. Yaylı bir pistonla çalışan HIS, motor stop edildiğinde, motor çalışırken depoladığı yağ basıncını şanzıman içerisinde hazır bulunduruyor. Böylece motor çalıştığı an kullanıcı sorun yaşamadan harekete geçebiliyor. Start-stop sisteminin yakıt tüketimini %5 oranında düşürmesi öngörülüyor.